FATİH ÇİÇEK: GENÇLİKTEN ÜMİTVARIZ AMA HANGİ GENÇLİKTEN.

Eğitim 28.03.2025 - 15:22, Güncelleme: 28.03.2025 - 15:30
 

FATİH ÇİÇEK: GENÇLİKTEN ÜMİTVARIZ AMA HANGİ GENÇLİKTEN.

"Özgürlüğümüzü çaldınız bizden!" diye bağırdı genç. O esnada oradan geçen yıkanmaktan rengi solmuş bir gömlek giyen ve saçında, sakalında yer yer beyazlar olan, traşıyla ve duruşuyla orta yaşlı akil adam görüntüsü veren kişi gayet sakin bir ses tonuyla "mesela neyinizi çaldı?" diye bir soru sordu.
MEDYA PLATFORMU YÖNETİCİLERİNDEN FATİH ÇİÇEK YAZDI: GENÇLİKTEN ÜMİTVARIZ AMA HANGİ GENÇLİKTEN. "Özgürlüğümüzü çaldınız bizden!" diye bağırdı genç. O esnada oradan geçen yıkanmaktan rengi solmuş bir gömlek giyen ve saçında, sakalında yer yer beyazlar olan, traşıyla ve duruşuyla orta yaşlı akil adam görüntüsü veren kişi gayet sakin bir ses tonuyla "mesela neyinizi çaldı?" diye bir soru sordu.  Genç, ihtihza içeren bir gülümseme ile "geleceğimizi çaldı yetmezmi dayı" dedi. Orta yaşlı adam; "biz 90'lı yılların gençlerine bile hayal edemeyeceği kadar güzel bir gelecek yaşatan bu ülke, size çok daha güzel yarınlar verecek. Yeter ki bugün pişmanlık duyacak şeyler yapmayın" dedi ve usul usul yürüyerek uzaklaştı oradan.  Genç hiç aldırış etmedi adamın dediklerine.  Çünkü pişmanlık duygusu yaşanmadan tadılacak birşey değil. Gelecek kaygısı ise zaten hak ettiğini düşündüğü güzel bir geleceği bulamama korkusuna dönüşmüş. Özgürlük, nefsinin heva ve hevesine taktığı bir isim. Belki de kendine bile itiraf edemediği tahayyül dünyasında ki keyfin ve zevkin nirvanası. Sonrası mı? Sonrasını kendisi de düşünmedi.  Zaten mesele özgürlük denen sözde kutsal kelimeye ulaşmak. Ne komünist ne kapitalist dünyanın felsefesi, ne sol ne sağ ideolojiler ilgisini çekmiyordu. Ara ara kendini farklı hissedeceği ve hissettireceği felsefi terimler öğrendiyse de bunları hayat görüşü yapmak değildi niyeti. Ben sorgulamadan birşeyi kabul etmem diyerek entelektüel olduğunu düşünen ancak nasıl sorgulayacağını tam olarak bilmediği için cevap bulamayarak olguları reddedip algılarla hayatını idame ettiren bu genç bizim ümidimiz olabilir mi?  Şahsen ben gençlikten ümitvarım lakin yukarıda ki gençlikten değil. Türkiye'de hikmet aşısından uzak bir eğitim sistemi bilgiyi nasıl kullanacağını bilmeyen gençler yetiştirdi. Bunların en alt tabakasında çoğunluğu teşkil eden heva ve hevesine göre yaşayan büyük bir gençlik grubu var. Bunları etkisi altına almak kolay lâkin nefislerinden kurtarmak zor. Kendilerini muhalif olarak tanımlayan, slogan atacağım diye küfür eden, eylem yapacağım diye vandallık yapan, içki, fuhuş, kumar bataklığına düşmüş bu delikanlılara övgüler düzen koca koca adamları da görünce biraz tedirgin oluyor insan.  "Bütün bu çizdiğiniz senaryodan sonra hala ümitvarmısınız?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Evet. Çünkü biz niteliğin niceliğe galip geldiğini 1400 yıldır mütemadiyen gören bir milletiz. Rabbimiz; Talut ile Calut'un savaşında "nice azların çoklara galib geldiğini  buyurur." Efendimiz Bedir'de 900 kişiye karşı 300 kişiyle, Hendek'te 10 bin kişiye karşı 3 bin kişiyle, Hayberde 20 bin kişiye karşı 2 bin kişiyle zafer kazanmıştı. Sahabe Efendilerimizin, peygambersiz katıldıkları Mute savaşında bile 100 bin (bir rivayet 200 bin) kişiye karşı 10 bin kişiyle büyük bir zafer kazanmışlardı. Malazgirt zaferi 200 bin kişiye karşı 40 bin kişiyle kazanılmıştı. İşte tamda bugün yetişmiş 100 bin ihlâslı mümin gencimiz değil yitik 1 milyon genç, bilimi ve  teknolojiyi en iyi şekilde kullanarak 10 milyon yitik gençliği önüne katıp sürükleyecek hatta onları öldürerek değil belki de dirilterek galebe çalacaktır.  Bugün yetişen gençliğimizin sayıca az olması sizi ümitsizliğe ve yeise sürüklemesin. Sadece elimizde ki bir avuç sağlam gençliğe verebileceğimizin en iyisini verip en kısa sürede icracı görevler vererek işbaşında eğitim modelinin içine dahil etmek en büyük görevimizdir. Niteliğini gösteren gençlerin önünü açmamak ve onlara engel olmak mefkuremize ihanet etmekle eşdeğerdir.  Yarından tezi yok dünyevî ve uhrevî ilimlerde ilerlemiş ancak bunu hayatının her noktasında da yaşayarak ilmiyle amel eden gençler haline getirmeliyiz.  Aslında bugün ve yakın gelecekte en büyük ihtiyacımız dünya sevgisini kalbinden söküp atabilecek gençliktir. Bütün otoritelerin analizlerini ters yüz edecek en önemli konu budur.  Selam ve Dua İle... 28.03.2025
"Özgürlüğümüzü çaldınız bizden!" diye bağırdı genç. O esnada oradan geçen yıkanmaktan rengi solmuş bir gömlek giyen ve saçında, sakalında yer yer beyazlar olan, traşıyla ve duruşuyla orta yaşlı akil adam görüntüsü veren kişi gayet sakin bir ses tonuyla "mesela neyinizi çaldı?" diye bir soru sordu.

MEDYA PLATFORMU YÖNETİCİLERİNDEN FATİH ÇİÇEK YAZDI: GENÇLİKTEN ÜMİTVARIZ AMA HANGİ GENÇLİKTEN.

"Özgürlüğümüzü çaldınız bizden!" diye bağırdı genç. O esnada oradan geçen yıkanmaktan rengi solmuş bir gömlek giyen ve saçında, sakalında yer yer beyazlar olan, traşıyla ve duruşuyla orta yaşlı akil adam görüntüsü veren kişi gayet sakin bir ses tonuyla "mesela neyinizi çaldı?" diye bir soru sordu. 
Genç, ihtihza içeren bir gülümseme ile "geleceğimizi çaldı yetmezmi dayı" dedi.
Orta yaşlı adam; "biz 90'lı yılların gençlerine bile hayal edemeyeceği kadar güzel bir gelecek yaşatan bu ülke, size çok daha güzel yarınlar verecek. Yeter ki bugün pişmanlık duyacak şeyler yapmayın" dedi ve usul usul yürüyerek uzaklaştı oradan. 

Genç hiç aldırış etmedi adamın dediklerine. 
Çünkü pişmanlık duygusu yaşanmadan tadılacak birşey değil. Gelecek kaygısı ise zaten hak ettiğini düşündüğü güzel bir geleceği bulamama korkusuna dönüşmüş. Özgürlük, nefsinin heva ve hevesine taktığı bir isim. Belki de kendine bile itiraf edemediği tahayyül dünyasında ki keyfin ve zevkin nirvanası. Sonrası mı? Sonrasını kendisi de düşünmedi. 

Zaten mesele özgürlük denen sözde kutsal kelimeye ulaşmak. Ne komünist ne kapitalist dünyanın felsefesi, ne sol ne sağ ideolojiler ilgisini çekmiyordu. Ara ara kendini farklı hissedeceği ve hissettireceği felsefi terimler öğrendiyse de bunları hayat görüşü yapmak değildi niyeti. Ben sorgulamadan birşeyi kabul etmem diyerek entelektüel olduğunu düşünen ancak nasıl sorgulayacağını tam olarak bilmediği için cevap bulamayarak olguları reddedip algılarla hayatını idame ettiren bu genç bizim ümidimiz olabilir mi? 

Şahsen ben gençlikten ümitvarım lakin yukarıda ki gençlikten değil. Türkiye'de hikmet aşısından uzak bir eğitim sistemi bilgiyi nasıl kullanacağını bilmeyen gençler yetiştirdi. Bunların en alt tabakasında çoğunluğu teşkil eden heva ve hevesine göre yaşayan büyük bir gençlik grubu var. Bunları etkisi altına almak kolay lâkin nefislerinden kurtarmak zor. Kendilerini muhalif olarak tanımlayan, slogan atacağım diye küfür eden, eylem yapacağım diye vandallık yapan, içki, fuhuş, kumar bataklığına düşmüş bu delikanlılara övgüler düzen koca koca adamları da görünce biraz tedirgin oluyor insan. 

"Bütün bu çizdiğiniz senaryodan sonra hala ümitvarmısınız?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Evet. Çünkü biz niteliğin niceliğe galip geldiğini 1400 yıldır mütemadiyen gören bir milletiz. Rabbimiz; Talut ile Calut'un savaşında "nice azların çoklara galib geldiğini  buyurur." Efendimiz Bedir'de 900 kişiye karşı 300 kişiyle, Hendek'te 10 bin kişiye karşı 3 bin kişiyle, Hayberde 20 bin kişiye karşı 2 bin kişiyle zafer kazanmıştı. Sahabe Efendilerimizin, peygambersiz katıldıkları Mute savaşında bile 100 bin (bir rivayet 200 bin) kişiye karşı 10 bin kişiyle büyük bir zafer kazanmışlardı. Malazgirt zaferi 200 bin kişiye karşı 40 bin kişiyle kazanılmıştı. İşte tamda bugün yetişmiş 100 bin ihlâslı mümin gencimiz değil yitik 1 milyon genç, bilimi ve  teknolojiyi en iyi şekilde kullanarak 10 milyon yitik gençliği önüne katıp sürükleyecek hatta onları öldürerek değil belki de dirilterek galebe çalacaktır. 

Bugün yetişen gençliğimizin sayıca az olması sizi ümitsizliğe ve yeise sürüklemesin. Sadece elimizde ki bir avuç sağlam gençliğe verebileceğimizin en iyisini verip en kısa sürede icracı görevler vererek işbaşında eğitim modelinin içine dahil etmek en büyük görevimizdir. Niteliğini gösteren gençlerin önünü açmamak ve onlara engel olmak mefkuremize ihanet etmekle eşdeğerdir. 
Yarından tezi yok dünyevî ve uhrevî ilimlerde ilerlemiş ancak bunu hayatının her noktasında da yaşayarak ilmiyle amel eden gençler haline getirmeliyiz. 

Aslında bugün ve yakın gelecekte en büyük ihtiyacımız dünya sevgisini kalbinden söküp atabilecek gençliktir. Bütün otoritelerin analizlerini ters yüz edecek en önemli konu budur. 

Selam ve Dua İle...

28.03.2025

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.